Burçe Karaca
Menü

Burçe Karaca: Aldığımız eğitimin karşılığını ülkemize vermek vefa borcudur

Burçe Karaca. 1989 Ankara doğumlu. Devlet Konservatuvarı Müzik Teorisi ve Kompozisyon bölümü mezunu bir piyanist ve besteci. 2020 yılında Moving Along the Blanks, 2022 yılında ise Journey on Rails adlı albümü yayınlandı. Aynı zamanda eserlerinden oluşan Six Songs For Piano isimli nota kitabı basıldı. Ankara’da yaşıyor ve müzikle olan yolculuğuna devam ediyor.

Merhaba Burçe. Erik Satie, “Müzisyen müzik konusunda her şeyi bilendir, beste yapan kişi ise umarsız biridir.” der. Röportaja buradan başlamak istiyorum. Kendi imgelerini yaratmak için müzikle, hayatla, öz varlığınla nasıl bir ilişki kurmak gerekiyor?

İnsana özgü tüm duyguları en üst seviyede yaşayan biri olarak bu tutkulu hali müzik sanatıyla buluşturup hislerimi bu kanal aracılığı ile ifade ediyorum. Aylarca kimseyle görüşmeden sadece piyano ve müzik ile iletişim kurabilirim. Bu iletişimin bir sonucu olarak da ortaya yeni eserler çıkarabilirim. Melankolik müzikler yazmak beni mutlu ediyor. Kulağa çelişkili bir döngü gibi gelebilir ama bu döngü benim konfor alanım.

Bilimsel bir araştırma raporunda müzikal tercihlerini klasik müzikten yana yapanların sözlü şarkıları tercih eden kişilerden daha zeki olabileceği, rap müzik ile zeka arasında ise olumsuz bir korelasyon olduğu yer alıyordu. Genel bir soruyla devam edersek iyi müzik ile kötü müzik arasında nasıl bir fark var?

Benim için çok iyi olan bir müzik, bir başkası için dinlenemeyecek nitelikte bir parça olabilir. Bana göre müzikte ve hatta tüm sanat dallarında o sanat dalının gerektirdiği kurallara uyarak ortaya bir ürün koymak iyi bir eser çıkarmak anlamına gelmiyor. Bunun müzikteki en belirgin örneği Beethoven ve Debussy’dir. Her ikisi de yaşadıkları dönemdeki müzik kurallarına itibar etmemiş ve ortaya ölümsüz eserler çıkarmışlardır. Sanat, hakkında iyi ve kötü ayrımı yapılamayacak kadar derin, yüce ve bir o kadar da tartışmaya açık.

Minimal, sinematik ve neoklasik parçalardan oluşan albümlerini defalarca dinledim. En beğendiğim kompozisyon Uyumsuz Rastlaşma oldu ama her birini dinlerken başka bir hikaye içinde buldum kendimi. İçinde yaşadığın ve büyüttüğün hikayeler olmadan bunun ortaya çıkması imkansız.

Müziğim yaşadıklarımın aynası oldu, olmaya da devam ediyor.

Mozart, “Müzik notalarda değil, aralarındaki sessizliktedir.” demişti. Konfüçyüs’ün ise “Bir toplumda müzik bozulursa, her şey bozulur.” diye bir sözü var. Bu bağlamda, hiper gerçekliğin olduğu bir dünyada müzik endüstrisinin toplumu yozlaşmaya uğrattığını söyleyebilir miyiz?

Hızlı tüketim beraberinde maddeleşmeyi getiriyor. Maddeleştikçe duygular eksiliyor, duygunun eksildiği yerde sanat yozlaşıyor. Hızlı tüketim sürecinde, müziğin ruhunu yakalamak ve derinliğini duymak yerine, beraberindeki görsellere odaklanıldığı için müzik niteliğini yitiriyor ve sığlaşıyor.

Müzik teorisi ve kompozisyon, ikinci dal olarak da piyano bölümünü birincilikle mezun olan birisi olarak Türkiye’de konservatuar eğitimini nasıl buluyorsun? Müzik alanında uzmanlaşmak ve hayallerini gerçekleştirmek isteyenler için akademiyi yeterli buluyor musun?

Okul temel eğitimi verir. O eğitimi işlemesi, derinleştirmesi ise kişinin okuldan aldığı temel bilgiler doğrultusunda özgün bir biçem oluşturması, literatürü takip etmesi, okul sonrası kendini eğitmesi ile ilgili bir durum. Söz konusu sanat olunca usta çırak diye adlandırılan eğitim modeli devreye giriyor. Burada elbette usta öğretmen, çırak öğrenci oluyor. Ustanız ne kadar iyiyse siz de o kadar iyi bir çırak, daha sonrasında da o kadar iyi bir usta olursunuz.

Müzikten anlamak için yalnızca müzikten anlamak değil, her şeyden anlamak gerektiğini düşünüyorum. Müzik, yaşamın bir uzantısı olduğuna göre yaratıcılığını artırmak için müzik dışında hangi alanlarla ilgileniyorsun?

Yürüyorum. Yürüme meditasyonu zihnimi aktif tutuyor. Fikirler kafamda yürürken oluşuyor. Bunu uykuda da çok yaşıyorum. Rüyalarımda hep bir fon müziği oluyor. Doğadan çok besleniyorum. Okuyorum ve izliyorum.

Türkiye’deki politik düzene dair sanatçıların apolitik olması gerekiyor mu? Zira bu konuda iki zıt görüş var. Politik duruşun sanatçının özgünlüğüne ve sanatın ilkelerine zarar verdiğini düşünüyor musun? 

Sanatçı olsun veya olmasın, herkesin bir politik duruşunun olması gerektiğini düşünenlerdenim. Fakat politikanın, katı toplum baskısının, hiçbir surette sanatçının eserini kıskaca almaması, ilhamının ruhundan çalmaması, onu kalıplara sokmaması ve en önemlisi kısıtlamaması birincil görüşümdür. Manet’nin Kırda Öğle Yemeği tablosu, o devrin ahlak kurallarına göre hayli cüretkardı. Sanırım bu örnek görüşümü daha net açıklıyor.

Evet, kesinlikle daha açıklayıcı oldu. O halde siyaset üstü bir soru daha sormak istiyorum. Türkiye’nin değişime ihtiyacı olduğunu düşünüyor musun? Türkiye’nin yeni bir hikayeye ihtiyacı var mı?

Olumlu olduğu takdirde değişim her zaman hoş karşılanan bir durum. Bir tazelik ve yenilenme hissi verir. Bizi bekleyen yeni hikayede ülkece tazeleneceksek neden olmasın?

Gençlerin ülkeye ait umut ve hayalleri erozyona uğradığı bir dönemde beyin göçü hızla artıyor. Hatta son yıllarda birçok meslek grubundan insanların yurt dışına yerleşmek gibi bir hayali var. Gerçekten karamsar olmalı mıyız? Neler söylemek istersin bu konuda?

Bütün dünya ülkeleri salgın sonrası ve savaş sürecinde büyük bir çalkantı yaşıyor ve sıkıntıdan geçiyor. Bu şartlar altında yurt dışına gitmek ne kadar iyi bir çözüm olabilir, kişiye göre değişebilir. Bence kişinin aldığı eğitimin ve ülkesinin kendisine yaptığı yatırımın karşılığını kendi ülkesine verebilmesi bir vefa borcudur.

Birçok gencin yurt dışı hayali kurduğu bir dönemde Türkiye’desin ve burada üretmeye devam ediyorsun. Ankara’da yaşamaktan, Türkiye’de bulunmaktan memnun musun?

Belli sıkıntıları olsa da ülkemde yaşamaktan mutluyum.

En karakteristik özelliğin?

Asla unutmamak.

En büyük hayalin ya da hedefin?

Müziğimle dünyayı dolaşmak.

En tahammül edemediğin şey?

Bekletilmek ve bekletmek.

En sevdiğin hobin?

Yemek yapmak.

En çok dinlediğin şarkı?

Bu sıralar çello ve piyano için yazdığım Simbiyosis.

En beğendiğin film ya da dizi?

The Shawshank Redemption ve Breaking Bad.

En ilham aldığın söz?

Dedemden bana kalan öğreti: Geçmişle hesaplaşma, daima geleceği düşün.