Emir Belli
Menü

Emir Belli: Ezbere dayalı eğitim sistemimiz var

Emir Belli. 2002 İstanbul doğumlu. Kimya mühendisliği mezunu bir bilim insanı. Üniversite öğrencisiyken doğada çözünerek bitkiye dönüşen plastik üreterek ismini duyurdu. Konferans ve kongrelerde konuşmacı olarak yer alıyor. Aynı zamanda dezavantajlı öğrencilerin geleceğin bilim insanları olması hedefiyle kurulan BilimSenOl Platformu’nun kurucusu. İstanbul’da yaşıyor ve bilime katkı sağlamaya devam ediyor.

Merhaba Emir. Ispanak atıklarından doğada çözünen ve bitkiye dönüşen plastik üretmeyi başardın. Röportaja önce başarı hikayenle başlamak istiyorum. Nasıl başladın? Seni motive eden şey ne oldu?

Her geçen gün plastik kirliliği artıyor. Birçok deniz canlısı ise yaşamını yitiriyor. İnsanların denizlere bilinçsizce plastik atması sorununa çözüm bulmak için çalışmalara başladım. İnternette araştırırken biyoplastik terimine rastladım. Muz ve patates kabukları alanında çalışma yapan kişilere ulaştım. Annemin devamlı ıspanak yemesi çok dikkatimi çekiyordu. Bir gün bana “Mideme iyi geliyor.” demişti. Araştırmaya başlayınca fizikokimyasal karakteristik özelliğinin organik yapısında selüloz çıkmıştı. Selüloz sindirilemiyor ama ince bağırsakta bir kısmı sindirilebiliyor. Daha önce bu alanda hiç çalışma yapılmadığını fark edince çalışmalara başladım. Deneysel çalışmalarıma annemin yemek yaptığı mutfakta başladım. 2019 yılında imkansızlık içinde sabun satarak deneysel malzemelerimi karşıladım. Annem ve babam benim en büyük destekçim oldular. 7 ay boyunca deneysel metot ve makaleleri okuyarak nasıl bir plastik ürünü çıkartabilirim fikriyle gelişti. Maalesef şu anda piyasada ürünler petrol türevli ve birçok marka biyoürünler diye satış yapıyor. Ürünler 1 yıl ya da 2 yılda çözünüyor. Yaptığım ürünümün en büyük özelliği ise 2 haftada doğada çözünmesi ve doğada tekrar yeşermesi oldu. Yeşeren plastik üretmek bir devrim niteliğinde. Yaklaşık 200 üzeri deneme yaptım ve birçok başarısız deneme sonucunda sadece 5 denemem başarılı oldu. Analiz noktasına varmaya yakın birçok üniversite deneysel çalışmamı desteklemeye başladı. Destek alarak analiz süreçlerim tamamlandı. Ürünümün atıklardan olması çok önemli. Çünkü yenilen bir şeyden yapılması hem maliyetli hem de zararlı. Bu sebeple atık kısmından ürettik. Hammaddesinde ıspanakla birlikte başka özel organik bileşikler de var. Ürünleştirme noktasında boyamızı gıda atıklarını fonksiyonel gıda boyaları ekstrakte ettik. En büyük motivasyonum plastik kirliliğini engellemek. Zira plastik yalnızca denizi ve deniz canlılarını etkilemiyor, insanları da etkiliyor. Bu soruna çözüm bulmak için var gücümle çalıştım. Yakın zamanda ise üretime kazandırmayı hedefliyorum.

Nüfusun artmasıyla birlikte plastik atıkların doğaya verdiği zarar her geçen gün artıyor. Bunun için gerekli önlemlerin yeterli düzeyde olmadığını düşünüyorum. Bu nedenle buluşun aynı zamanda çevre aktivisti olduğunu da kanıtlıyor.

Doğa ekosistemini etkileyen ana sebeplerden biri iklim değişikliği. Plastik kirliliğine çözüm bularak çevre aktivisti olduğumu kanıtladım. Ben liseden beri çok hayal ediyor ve istiyordum. Tabii ki birçok olumsuz algı var ama o olumsuzluklara hiç takılmadım. Çevremden ve meslek lisesi camiasından benimle çok alay eden oldu. Ancak ben hedeflerime adım adım yürüdüm. Nitekim yurt dışına ilk kabul alan kişi bendim ve bunun en büyük cevap olduğunu düşünüyorum.

Aziz Sancar, bir röportajında “Çoğu insan zekaya inanır, ben inanmıyorum. Bizi birbirimizden ayıran emektir, ben çalışmaya inanıyorum.” demişti. Bilim insanı olmak için çalışmak senin için de en öncelikli kriter mi yoksa başka kriterlerin var mı?

Meslek lisesi mezunuyum. Ne yazık ki meslek liseleri ile ilgili olumsuz algı devam ediyor. Meslek lisesi yapamaz diye düşünülüyor. Aziz Sancar’ın bu sözü beni çok motive ediyor. Ben de zekaya değil, çalışmaya inanıyorum. Bu sözü hep hatırlatırım kendime. İstenirse her şey olur. İstek, özveri, emek, çaba benim için önemli kriterler. Bunlar var olduğu sürece her şey başarılabilir.

Senin de söylediğin gibi özverili çalışmak çok önemli. Bu özverinin bir meyvesi olarak 2019 yılında dezavantajlı bölgelerdeki öğrencilere ulaşmak için BilimSenOl Platformu’nu kurdunuz. Bilimin ülke genelinde yaygınlaşması için müthiş bir misyon üstlenmişsiniz. Bugüne kadar neler yaptınız? Nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Ülkemizde dezavantajlı bölgelerdeki çocuklar bilim alanında destek görmüyor. Bu nedenle ülkede ihtiyaca yönelik sorunlar da çözülmüyor. Bilim ve teknoloji alanında bu sorunları dikkate alarak başladık. Gelişmemiş bölgelerde bilimi yaymak için ekibimizle kırsal alanlara gidiyoruz. Kimya, biyoloji, fizik, robotik kodlama, bilim şenlikleri ve girişimcilik yarışmaları düzenleyerek çocuk ve gençlerin bilime olan bakış açısını değiştiriyor, onlara ilham oluyoruz. Bu zamana kadar 39 ilde 8.500 çocuğa ilham olduk. Doğu bölgelerindeki ailelerden çok olumlu tepkiler aldık. Kırsal bölgelerde anne babalara okuma yazma eğitimleri de vermeye başladık. Onların da eğitime bakış açısı değişti. Mardin, Gaziantep bölgelerinde olumsuz algıyı kırmayı başardık. BilimSenOl Platformu olarak bilimi sevmeyen çocuk kalmasın misyon ve vizyonu ile yolculuğumuza devam ediyoruz.

Z kuşağının ülkenin geleceğini belirleyeceğini düşünenler olduğu gibi ülke sorunlarını umursamadığını düşünenler de var. Sen bu konuda genel olarak ne düşünüyorsun? Ülke için umutlu olmalı mıyız?

Ülke için umutlu olmamız gereken birçok konu var. Ancak maalesef başarılı arkadaşlarımız ülkemizi terk ediyor. Bazı konularda çok haklılar ama hepimiz terk edersek bu çok üzücü bir durum olur. Türkiye’nin akıllı ve eğitimli gençlere ihtiyacı var. Ben yurt dışında yüksek lisans eğitimimi tamamladıktan sonra akademik olarak da kendimi geliştirerek Türkiye’ye dönüş yapmak ve ülkeme hizmet etmek istiyorum. Ne kadar kızgın olsak ve desteklenmesek de yine de ülkemize dönmeliyiz düşüncesindeyim.

Son yıllarda ülkemizi terk eden ya da etmek isteyen gençlerin sayısı hızla artıyor. Beyin göçünü bu ülkenin başına gelebilecek en büyük felaketlerden birisi olarak görüyor musun? Yurt dışında lisans ve yüksek lisans eğitimi gören bir bilim insanı olarak ne dersin bu konuda?

Türkiye’de ezbere dayalı bir eğitim sistemi var. Uygulamalı eğitim olmadığı için üniversite okuyan birçok genç arkadaşımız mezun olduğunda diplomalı ama işsiz kalıyor. Bu yüzden maalesef vakit kaybediyoruz. Yurt dışında ise ezber eğitim yerine uygulamalı ve deneysel eğitim veriliyor. Ben yurt dışında nitelikli eğitimden mezun olarak kendime çok şey kattığıma inanıyorum.

Ben de Türkiye’deki üniversitelerin bilim dünyasına yeterli katkıyı sağlayamadığını düşünüyorum. Zira eğitim politikaları, akademik yetersizlik ve maddi imkansızlar en büyük engel teşkil ediyor. Genel olarak bu konuda neler söylemek istersin?

Ne yazık ki üniversitelerimiz dünya sıralamasında ilk 500’de bile değil. Ülkemizde akademik araştırma yetersizliği var. Üretim noktasında da çok yavaş ilerliyoruz. Yine de projesi olan genç arkadaşlarımız üniversitelerin başvuru kriterlerini uygularsa önünde hiçbir engel kalmayacaktır diye düşünüyorum.

Gençler yapay siyasi gündemlerle ne yazık ki meşgul olmak zorunda kalıyor ve manevi olarak yıpranıyor. Hatta çocukların bile siyaset konuştuğuna tanık oluyoruz. Bu bağlamda Türkiye’nin değişimi nereden başlamalı? Nasıl bir Türkiye hayal ediyorsun?

Adaletin ve liyakatin olduğu, eşitlik içinde yaşanabilir bir Türkiye hayal ediyorum. Türkiye üreten gençlerini desteklemeli. Böylece hem beyin göçü olmaz hem de yaşanabilir bir ülke inşa edebiliriz. Bilim ve teknoloji alanında da başka ülkelerin ürünlerini tüketmek yerine üreten bir Türkiye olabiliriz.

En karakteristik özelliğin?

Öz güvenli, dürüst, açık sözlü, sorgulayıcı ve gözlemci.

En büyük hayalin ya da hedefin?

Bilim insanı olarak hedeflerime yürümek.

En tahammül edemediğin şey?

İnsanların bilinçsizce hareket etmesi.

En sevdiğin hobin?

Yoga yapmak.

En çok dinlediğin şarkı?

Nightcore – The Arena.

En beğendiğin film ya da dizi?

Breaking Bad.

En ilham aldığın söz?

Çoğu insan zekaya inanır, ben inanmıyorum. Bizi birbirimizden ayıran emektir, ben çalışmaya inanıyorum.