İpek Öztosun
Menü

İpek Öztosun: Spor kültürümüz birçok ülkenin gerisinde

İpek Öztosun. 1994 İzmir doğumlu. Matematik bölümü mezunu bir milli sporcu. Triatlon dalında uluslararası organizasyonlarda birçok madalya kazandı. Türkiye ve Balkan şampiyonlukları, Avrupa ikinciliği gibi derecelerin sahibi. Otoriteler tarafından “demir kadın” olarak anılıyor. Aynı zamanda özel bir okulda matematik öğretmeni. İzmir’de yaşıyor ve spor kariyerine devam ediyor.

Merhaba İpek. Triatlon, kamuoyu tarafından çok bilinmeyen bir spor dalı. Medyada da adından çok bahsedilmiyor. Türkiye’de fedarasyonun olduğunu dahi bilmiyordum. Triatlonu röportaj vesilesiyle araştırdıkça muazzam bir spor olduğunu fark ettim. Senin hikayen nasıl başladı?

Triatlon ve diğer amatör branşlar ülkemizde çok yaygın olmadığı için maalesef bilinirliği az. Ancak son yıllarda Ironman markası ile daha popüler bir spor dalı olduğuna tanıklık ediyorum. Bu da çok güzel bir gelişme bence.

Benim hikayem 16 yaşımda başladı. İlk ve ortaokul çağlarında yüzme branşı ile ilgileniyordum. Lise yıllarımda tanıştığım antrenörüm Mert Onaran o senelerde hem aktif milli takım sporcusu hem de triatlon antrenörüydü. Beni yüzme branşında dayanıklılığımın gelişeceği düşüncesi ile koşu antrenmanlarına başlattı ve koşuda yüzmeden daha yetenekli olduğumu söylemesiyle macera başlamış oldu.

Sporun fiziksel bir eylem olduğu kadar fikirsel bir eylem de olduğuna inanıyorum. Zira bedensel gelişimle birlikte psikososyal ve zihinsel yeteneği de üst seviyeye taşıdığını düşünüyorum. Yüzme, bisiklet ve koşu eylemlerini düşündüğümüzde triatlonun senin hayatına nasıl bir katkısı oldu? Senin için triatlon ne ifade ediyor?

Kesinlikle katılıyorum. Tüm işi vücudumuz bedensel olarak yapıyor görünse de arka planında çok yoğun psikososyal ve mental dayanıklılık olması gerekiyor. Bu da zaman içerisinde hem tecrübe kazandıkça hem de sınırlarımı aştığımı gördükçe gelişiyor. Triatlon da benim için sınırları bularak onların ötesine geçmeyi ifade ediyor.

Profesyonel spor hayatının yanı sıra matematik öğretmeni olarak kariyerine devam ediyorsun. Öğretmenliğinle birlikte milli sporcu olmak kolay bir iş değil. İki farklı alanda kariyer yapmayı nasıl başarıyorsun? Sayısal zekanın sportif başarına etkisini olduğunu düşünüyor musun?

Öncelikle bu konuda aile desteğinin önemini vurgulamak isterim. Maddi manevi sürecin en başından bu yana aile desteğini bu derece hissetmeseydim şu anda bunları başarabilmiş olamazdım. Bu yüzden kendimi çok şanslı görüyorum. Öğretmen olduğum için de elimden geldiğince sporcu öğrencilerime ve velilerine bu yönde olumlu örnek olmaya çalışıyorum. Matematik ve spor çok farklı iki branş olsa da insanın istemesi ve hedefi doğrultusunda çalışmaya devam etmesi halinde başarının imkansız bir şey olmadığını düşünüyorum. Sevdiğim iki alanda da başarılı olmaya ve kendimi geliştirmeye devam edeceğim. Bu zor olsa da bazı fedakarlıklar ile imkansız değil.

Atatürk, bir ulusun sporda başarılı olabilmesi için “Milletçe sporun niteliği ve değerini anlamak, ona kalpten sevgiyle bağlanmak ve onu vatani görev saymak gerekir.” der. Genç nüfus oranını dikkate aldığımızda Türkiye’nin spor ülkesi olduğunu düşünüyor musun? Uluslararası organizasyonlarda daha başarılı bir ülke olmayı nasıl başarabiliriz?

Maalesef ülkemizde spor kültürü ve uluslararası organizasyonlardaki başarı seviyesi istediğimiz gibi değil. Ayrıca kültürel anlamda da birçok ülkeye kıyasla yıllarca gerideyiz. Bu kültürün öncelikle çok küçük yaşlarda eğitim ile verilmesi ve insanların daha fazla bilinçlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Sporcu olarak yarış ve antrenmanlarda yaşadığımız olumsuz örnekler saymakla bitmez. Yavaş da olsa bunları eğitimle aşacağımıza inanıyorum.

Son yıllarda ülkemizde kadın sporcu sayısı artsa da maalesef yeterli sayıda olduğu söylenemez. Dört mevsim yaşadığımız zengin bir coğrafyada sporun her alanında kadınların daha fazla var olması için neler yapılmalı sence?

Kadın sporcu sayımız ne yazık ki yeterli değil. Kadınlar olarak fırsat verildikçe o fırsatı çok iyi değerlendirdiğimizi düşünüyorum. Bu sayının gittikçe artması ülkemiz açısından da çok önemli. Herkesin herhangi bir spor branşında mutlaka yeteneği vardır. Önemli olan yetenek ve ilgi doğrultusunda gerekli eğitimin verilmesi ve bunun bir süreç olduğunu bilerek uzun vadeli projelerle desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Spor alanında başarılı olmak için yetenek ile birlikte özverili çalışmanın ve beslenmenin de etkisi çok büyük kuşkusuz. İyi bir sporcu olmak için nelere dikkat edilmeli? Ayrıca spor dışında İpek neler yapıyor, nelerden ilham alıyor?

Sporu ve bu hayat tarzını benimsemek çok önemli. Beslenme, uyku, dinlenme, yüklenme, sosyal hayatın planlanması ve bir programa bağlı kalarak ilerlenmesi gerekiyor.

Spor dışındaki sosyal hayatımda ise arkadaşlarımla farklı yemekleri evde denemeyi ve yemeyi seviyorum. Bununla birlikte araba yolculuğu yapmaktan da keyif alıyorum.

Gençlerin ülkeye ait umut ve hayallerinin dumura uğradığı bu dönemde ne yazık ki beyin göçü hızla artıyor. Burada hayatına devam edenler arasında ise umudunu kaybedenler var. Karamsar olmalı mıyız? Neler söylemek istersin bu konuda?

Herkes gibi benim de moral ve motivasyonumda iniş çıkışlarım oluyor. Bir robot olmadığımı, duygularımın olduğunu kendime hatırlatıyorum. Böyle zamanlarda bazen benim de umudumun azaldığı, üzüldüğüm anlar oluyor. Bazen emeğimin karşılığını alamadığımı veya hak ettiğim şeyler için savaşmam gerektiğini düşünüyorum. Ama mücadeleden kaçmayarak kendim ve ülkem için çabalamaya devam ediyorum. Bu motivasyonu genelde antrenman yaparak sağlıyorum.

Sosyal medyanın da etkisi ile yapay gündemlerle ne yazık ki meşgul olmak zorunda kalıyor ve yoruluyoruz. Hatta çocukların bile siyaset iklimini konuştuklarına tanık oluyoruz. Bu bağlamda Türkiye’nin değişimi nereden başlamalı? Nasıl bir Türkiye hayal ediyorsun?

Sporcu olmanın, kadın olmanın, insan olmanın zor olmadığı bir Türkiye hayal ediyorum. Hakkımızı alabilmek için ekstra mücadele etmemizin gerekmediği bir ülke olmamızı umuyorum.

Birçok gencin yurt dışı hayali kurduğu bir dönemde Türkiye’de öğretmen ve milli sporcu olarak kariyerine devam ediyorsun. İzmir’de yaşamaktan, Türkiye’de bulunmaktan memnun musun?

Şehrimi ve ülkemi çok seviyorum. Bir eğitimci olarak da her zaman gençlerin hayatına dokunabilmeyi, içlerinden bir kişi bile olsa onu kazanmayı, güzel örnek olabilmeyi amaçlıyorum.

En karakteristik özelliğin?

Detaycı olmak.

En büyük hayalin ya da hedefin?

Butik bir spor salonumun olması ve üyelere hazırladığım sağlıklı atıştırmalıkları ikram etmek.

En tahammül edemediğin şey?

Ego.

En sevdiğin hobin?

Yeni yerler keşfetmek, tatil yapmak.

En çok dinlediğin şarkı?

Döndüm Durdum – Anıl Piyancı.

En beğendiğin film ya da dizi?

Game of Thrones.

En ilham aldığın söz?

Şampiyonlar hiç yenilmeyen kişiler değildir, hiç pes etmeyen kişilerdir.