Selin Özünaldım
Menü

Selin Özünaldım: Z kuşağı geleceği belirleyecek

Selin Özünaldım. 2002 İstanbul doğumlu. Uluslararası İlişkiler öğrencisi bir toplumsal cinsiyet eşitliği aktivisti. HeForShe hareketi savunucusu, Girls Who Code ve Girl Up hareketinin ise Türkiye kurucusu. Aynı zamanda düzenlediği ve katıldığı ulusal ve uluslararası organizasyonlarda sesini geniş kitlelere duyuruyor. İstanbul’da yaşıyor ve değişimin öncülerinden olmaya devam ediyor.

Merhaba Selin. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi’nin nesiller boyu eşitlik kampanyası için küresel ölçekte seçilen 300 genç toplumsal cinsiyet aktivistinden birisin. Ama önce başa dönmek istiyorum. Nasıl başladı hikayen? Bu farkındalığında seni etkileyen şey ne oldu?

Küçüklüğümden itibaren sosyal normları sorguladığımı hatırlıyorum. Sorular sormayı, kendimce çözümler üretmeyi ve konular üzerine beyin fırtınası yaparak tartışmayı çok severdim. Ancak hikayemin başladığı an, küçük erkek kardeşimin bir akşam yemeğindeki sözleriyle olmuştu. Gelecek hakkında konuşurken benim şanslı olduğumu, çünkü eğer iyi bir üniversiteye giremez, iyi şartlar sağlayan bir iş yerinde çalışamazsam bunun sorun olmadığını ama erkeklerin çalışmak zorunda olduğunu söyledi. Eşitlikçi, çeşitli ve kapsayıcı bir ailede büyüdüğüme inandığım için bu sözleri beni derinden etkilemişti. Bu cinsiyet rolleri ve kalıp yargıların biz daha küçükken zihnimize işlendiğini o zaman farkına vardım. Çünkü hayatımızın içindeki birisi parmağıyla işaret etmeden farkına varamıyoruz. O akşam yemeğinden sonra bir şeyden emindim ki eğer bir şeyin değişmesini istiyorsam ilk adımı ben atmalıyım. Hikayem de bu şekilde başlamış oldu.

Mahatma Gandhi, “Dünyada görmek istediğin değişimin kendisi ol.” sözüyle dünyaya ilham kaynağı olmuştu. Nitekim toplumsal cinsiyet eşitliği için de kadın ve erkek hepimizin sorumluluğu olmalı. Bu sorumluluk yalnızca feministlere bırakılmamalı. Öyle değil mi?

Evet, katılıyorum. Nasıl ki ekonomik kalkınma, iklim krizi, açlık gibi diğer sürdürülebilir kalkınma hedefleri için birlik olup aksiyon alıyoruz, toplumsal cinsiyet eşitliği de farklı olmamalı. Cinsiyetler arası uçurum tüm cinsiyetleri etkilerken ve amaca ulaşmamız toplumun her kesimine fayda sağlayacak iken sadece kadınların ön sahada yer alması tabii ki çok önemli olsa da yeterli değil. HeForShe olarak bizler erkekleri de hareketin parçası olmaya, ortak amaç uğruna bir olmaya davet ediyoruz. Feministler kelimesine açıklık getirmek isterim. Maalesef halen sadece kadınların feminist olabileceği kalıp yargıları var veya bir feminist nasıldır sorusuna çok keskin sınırlar çizilmiş durumda ancak ben bu yargılara katılmıyorum. Tüm cinsiyetlerin toplumsal hayatın her alanında eşit fırsatlara sahip olması gerektiğini savunuyorsanız zaten feministsinizdir.

Ne yazık ki ülkemizde yaşanan kadın cinayetleri ve kız çocukların eğitimden mahrum edilmesi toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ne boyutta olduğunu gösteriyor. Medeni ülkelerle kıyasladığımızda çok mu gerideyiz?

Yapılan araştırmalara göre toplumsal cinsiyet eşitliğine ulaşmış bir ülke bulunmuyor. Her bölgenin, her ülkenin değiştirmesi, geliştirmesi gereken hususları var. Bizim ülkemiz için de aynısı geçerli elbette ama bizler ne kadar kendi toplumumuzdaki sorunlara odaklansak da yaşadığımız sorunların ne kadar küresel olduğu inkar edilemez. Türkiye’de yaşanan bir sorunun belki aynısı değil ama bir benzeri dünyanın başka bir ucundaki ülkede de yaşanıyor. Oranı ve derinliği değişim gösterse bile her gün dünyanın farklı uçlarında kadınlar ve kız çocukları bir araya gelerek hakları için protesto ediyor, aksiyon talep ediyorlar. Bunların farkına varmamızın kritik önem taşıdığını düşünüyorum. Bu gerçekliğin ise bize güç vereceğine inanıyorum. Çünkü yalnız olmadığımızın ve aslında milyonlar olarak bu amaç uğruna çalışmalar yürüttüğümüzün bir göstergesi.

Toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığa son vermek için bireysel çabamız kadar devletin kararlı politikası ve sivil toplum kuruluşlarının inisiyatifi çok önemli. Bu konuda neler yapılmalı sence?

Karar verme prosedürlerinin şeffaf ve hesap verebilir olmaları kritik bir önem taşıyor. Küresel antlaşmaların sadece imzada kalmadığından ve eyleme döküldüğünden, yasa tasarılarının uygulandığından ve takibinin sağlandığından emin olmalıyız. Bunun yanı sıra gerçek ve sürdürülebilir bir değişim istiyorsak sivil toplum, karar verici mekanizmaların ve toplumun her kesiminin birlikte çalışması gerektiğine inanıyorum.

Türkiye’deki eğitim sisteminin aktivist olmayı desteklemekte çok yetersiz kaldığını düşünüyorum. Toplumun gönüllülük oranı da oldukça düşük seviyede. Genel olarak bu konuda neler söylemek istersin?

Bence özellikle Z kuşağı için bu geçerli olmaktan çıktı. Farkındalık sahibi, sorgulamayı seven ve somut aksiyon almak için hevesli bir nesil olduğumuzu düşünüyorum. Gençlerin okul programları, iş yükleriyle birlikte yürüterek birçok gönüllülük faaliyetlerinde aktif olarak yer aldığını görüyorum. Bunun yanı sıra son dönemde bazı okullarda verilmeye başlanan ve gönüllülüğü esas alan zorunlu dersler bulunmakta. Bu gönüllülük bilincini çocuklara aşılamak için çok değerli bir adım. Bu gibi inisiyatif ve çalışmalar ile toplumun her kesiminde oranların artacağına inanıyorum.

Z kuşağından bahsetmişken bu konudan devam edelim istiyorum. Z kuşağının ülkenin geleceğini belirleyeceğini düşünenler olduğu gibi ülke sorunlarını umursamadığını düşünenler de var. Sen ne düşünüyorsun?

Z kuşağının gözlem yeteneğinin çok güçlü, cesur ve inovatif bir kuşak olduğuna inanıyorum. Sadece ülke sorunları için değil, dünya sorunları için aksiyon alan bir nesil ile karşı karşıyayız. Bu yolda da inandığı amaç uğruna sonuna kadar savunmaktan çekinmeyen, okul dışı zamanlarını dünya sorunlarını çözmeye adayan ve de kim ne derse desin yaşından bağımsız olarak değişim yaratabileceğinin farkında olan Z kuşağının geleceği belirleyeceğine tüm kalbimle inanıyorum.

Siyaset üstü bir soru daha sormak istiyorum. Türkiye’nin değişime ihtiyacı olduğunu düşünüyor musun? Türkiye’nin yeni bir hikayeye ihtiyacı var mı? Nasıl bir Türkiye hayalin var?

Ben toplumda herkesin birbirinin geçmişine, hikayesine, düşünce ve inançlarına saygıyla yaklaştığı bir Türkiye hayal ediyorum. Eğer hep birlikte çalışırsak da bu geleceğe ulaşabileceğimizi biliyorum.

Gençlerin ülkeye ait beklentilerin dibe vurduğu bir dönem yaşıyoruz ne yazık ki. Bu bağlamda da beyin göçü hız kesmeden devam ediyor. Gerçekten karamsar olmalı mıyız?

Maalesef beyin göçü dönemimizin en büyük sorunlarından biri. “Neden kalayım ki”’ sorusuna cevap verebilmemiz gerekiyor. Bir bilim insanı çalışmaları için gerekli finansmanı bulamıyorsa, gereken malzemeler sağlanamıyorsa ve bu ihtiyaçlarını karşılamayı başka bir ülke teklif ediyorsa kişinin o ülkeye göç etmesi kaçınılmaz. Bu nedenle sanat, spor ve bilim konusunda atak yapmamız gerektiğine inanıyorum. Gençlerin bu alanlardaki hayallerinin somut olanaklarla desteklenmesi gerekiyor ki “Neden kalayım?” sorusuna yanıt verebilelim.

Birçok gencin yurt dışı hayali kurduğu bir dönemde Türkiye’desin ve burada mücadeleni sürdürmeye devam ediyorsun. İstanbul’da yaşamaktan, Türkiye’de bulunmaktan memnun musun?

Amacım kız çocuklarına ulaşabilmek. Onların sesi olmak değil, onlara ulaşarak kendi seslerini kullanmaları için teşvik edebilmek. Çünkü genç kızların sesi zaten var. Yalnızca onların kendilerine inanmalarını sağlamamız gerekiyor. Güçlerinin farkına varmalılar ki onlar da kendi hayallerinin peşinden koşsunlar. Bu misyonumu gerçekleştirmek için de ülkemizin her bir yanına gitmeyi, sahada ve birebir çalışmalar yürütmeyi amaçlıyorum.

En karakteristik özelliğin?

İnandığım amaç uğruna çalışırken “hayır”ı bir yanıt olarak kabul etmemem ve doğruluğuna inandığım şeyi sonuna kadar savunmam.

En büyük hayalin ya da hedefin?

Ülkemiz ve dünyanın her ucundaki kız çocuklarına ulaşarak onların içlerindeki gücün farkına varmalarını sağlamak.

En tahammül edemediğin şey?

Kendini geliştirmeye açık olmayan kişiler.

En sevdiğin hobin?

Eğlenceli şarkılar dinlerken yürüyüş yapmak.

En çok dinlediğin şarkı?

Coke & Henny Pt. 1 – Pink Sweats.

En beğendiğin film ya da dizi?

Doctor Who.

En ilham aldığın söz?

Dünyada görmek istediğin değişimin kendisi ol.